Gölge Öğretmen Destek Programı

Elbette, çocuğu ortak dünya çekme sürecinin, bağırışlar içinde zorla değil; keyif ve güvenle gerçekleşmesini istiyoruz. Kilit nokta, bizimle ortak dünyada olmayı, çocuğun kendisinin istemesi. Peki çocuğun ortak dünyamızda olması için, onu ne şekilde motive edebiliriz? İlk motivasyon, çocuğun dünyasına dahil olarak, onun ilgilendiği şeylere saygı duyduğumuzu göstermektir. Yani çocuk, oda içinde dolanıyor ya da oyuncak bir arabayı ileri geri sürüyorsa; biz de onunla beraber dolanmalı, bir oyuncak araba daha alıp ona katılabilmeliyiz. Sonucunda çocuğun huzursuz ve rahatsız görünüp bizden kaçmak yerine, bize sıcak bir biçimde gülümsediğini, arkadaşça baktığını göreceğiz. İşte bu, ortak dünyanın başlangıcıdır.

Floortime, DIR Modelinin temelini oluşturan, otizm spektrum bozukluğu dahil olmak üzere pek çok gelişimsel zorluk yaşayan çocuk ve onların aileleri için geliştirilmiş, kapsamlı bir programdır.Bu program, bireysel duyu, dil ve motor becerilerine göre çocuğu adım adım daha iyi bir gelişim seviyesine çıkarmayı hedefler. Geliştirdiği her fonksiyonel-duygusal gelişim kapasitesi ile bir üst basamğa yükselen çocuğun, öğrendikleri arasında ilişki kurması da amaçlar arasındadır.

Floortime, çocuğun gelişim basamaklarında ilerlemesi için, onunla yerde oturup beraber çalıştığımız bir teknik. Ama bunun yanında, dil ve duyu bütünlemesi terapistlerinin, özel eğitim uzmanlarının çocuklarla çalışırken izlediği bir felsefeyi de kendinde barındırıyor.

Yani Floortime’ı iki şekilde değerlendirebiliriz:

  1. Anne veya babanın,çocuğuyla birlikte, 20 dakika veya daha uzun süreyerde oturarakgeçirdiği zamanı kapsayan özel bir teknik.
  2. Çocukla olan her türlü iletişimi ifade eden temel bir felsefe.

Floortime’ın tanımındaki iki temel düşüncenin, kimi zaman birbirini tamamladığı, kimi zaman ise birbirleriyle tamamen zıt kutupları işaret eder göründüğü söylenebilir. Her zaman bu iki kutupluluğun ya da çift boyutluluğun farkında olmamız gerekir. Bu boyutlardan biri, ve en iyi bilineni, çocuğun liderliğinde ilerlemek, onun ilgi odaklarını izlemektir. Peki neden çocuğun liderliğinde ilerliyoruz? En nihayetinde biz çocuğa bir şeyler öğretmeye çabalıyoruz ve geçmişten bugüne kadar çocuğa hep istemediği şeyleri öğretmek zorunda olduğumuz; bizim yönlendirmelerimiz olmazsa onun yalnızca içgüdülerine göre hareket edip asla sosyalleşemeyeceği düşünülmüştür. Öyleyse biz neden çocuğun liderliğinde ilerliyoruz? Çünkü çocuğun öncülük ettiği ve ilgilendiği şeyler, onun duygusal dünyasını yansıtır. Bu şekilde, çocuk için keyifli ve eğlenceli olana dair bir resim canlanır zihnimizde. Örneğin, odanın içinde ¨amaçsızca¨ gidip gelen ya da gözlerini hiç ayırmadan vantilatöre bakan bir çocuğu ele alalım. Bunlar, uygunsuz ve engellenmesi gereken davranışlar gibi görünür. Halbuki çocuk için o davranışlar anlamlı ve keyif vericidir. Öyleyse ilk etapta sormamız gereken soru şudur: Çocuk bunu neden yapıyor? Bu soruya yanıt ararken, herhangi bir teşhise ait belirtiler bulmaya değil; duyguları ve istekleri olan bir bireyi anlamaya çalışmalıyız. Dolayısıyla birinci hedef, çocuğun liderliğinde yola başlamak ve onun dünyasına katılabilmektir. Devamındaki ikinci hedef ise, onu, bizimle olacağı ortak dünyaya çekmek olacaktır.