Erken Destek Programları

Bilge Çocuk’a başvuran tüm bebekler ve çocuklar, fizyoterapistler, psikologlar, özel eğitim uzmanları, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanları ve ergoterapistler tarafından Erken Destek Programı açısından değerlendirilirler. Değerlendirmelerden elde edilen sonuçlara ve çocukların ihtiyaçlarına göre Erken Destek Eğitim Programı’na alınarak takip edilirler.

Erken destek programları günümüzde giderek önem kazanmaktadır. Yenidoğan döneminde başlayan, risk faktörlerinin olduğu problemler ve bu problemlere ikincil olarak gelişebilecek riskler, bu yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Öyküsünde herhangi bir olumsuz çevresel ya da biyolojik etmen bulunduran ve bu etmenlerin etkisiyle gelişme geriliği olabilecek bebekler, “riskli yenidoğan” olarak tanımlanır.

Bütün risk etmenleri göz önüne alındığında tüm yenidoğanların %60-70’inde en az bir risk etmeni bulunduğu bildirilmektedir. Buna karşın risk etmenleri ile psikomotor gerilik arasında doğrudan bir ilişki saptanmamıştır. Erken destek programları genellikle yenidoğan döneminde başlar ve yaşamın ilk 3 yılı sonuna kadar olan süreci kapsar. Genel olarak duruş, hareket, zihinsel ve psikomotor gelişimi etkileyen duyu bütünlüğü, eğitisel ve psikomotor destek programlarından oluşan yaklaşımlara ilave olarak, ilerleyen dönemde pozisyonlama, tutma taşıma prensiplerinin öğretilmesi ve duyu-algı-motor gelişim programları, eğitsel ve psikomotor destek programları uygulanır. Özellikle riskli grupta takip edilen prematüre ve/veya düşük doğum tartısı ile doğan bebeklerde klinikte/merkezlerde yapılan uygulamalar kadar ailenin tedaviye katılımı ile sağlanan aile eğitimi süreci, başarı düzeyini arttırmaktadır.

Fizyoterapi yaklaşımlarında temel amaç, yenidoğanın fiziksel, bilişsel, psikolojik, emosyonel, dil ve konuşma ve sosyal açılardan mümkün olan en üst düzeye çıkarılmasıdır. Bebeğin sahip olduğu potansiyel dâhilinde erken dönemden itibaren nöroplastisite ve motor öğrenme temelli yaklaşımların uygulanması, ileri dönemdeki bağımsızlıklarını olumlu yönde etkiler. Buna rağmen çok erken doğumlu bebeklerde bazen dokunmamak en önemli tedavi yaklaşımı olur. Özellikle yaşamsal fonksiyonları stabil olmayan ve ciddi kalp ve solunum problemleri olan bebeklerde yapılacak yüklenmeler, stres düzeyi ve metabolik iş yükünü arttırarak var olan riski daha da arttırmaktadır. Bu nedenle çok iyi bir klinik gözlem ve ayrıntılı değerlendirmelerin ardından ekip çalışma prensipleri göz önünde bulundurularak tedavi planların yapılması oldukça önemlidir. Prenatal, natal veya postnatal nedenlerle oluşabilen fiziksel, mental, duyu-algı, kognitif, yarattığı engellilik tablosuna ekip yaklaşımını gerektirir. Ortaya çıkabilecek; perinatal asfiksi, inflamasyon, enfeksiyon, çeşitli anomaliler, hipoglisemi, ventilatuar problemler, beslenme problemlerinin erken dönemde belirlenmesine ve bu sayede erken fizyoterapi rehabilitasyon programının uygulanmasına fırsat vermektedir. Bebekte görülen problemin tüm gelişim alanlarını etkilediği düşünüldüğünde, ekip çalışmasının önemli olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Eğitsel ve psikomotor yaklaşımlarda temel amaç, bebek ve/veya çocuğun yaşamın erken dönemlerinden itibaren normal duyusal girdilerle birlikte bilişsel, dil-konuşma ve psikomotor gelişim alanlarında desteklemektir. Erken dönemde sağlanan özellikle duyusal uyarımlarla birlikte bebek/çocuğun normal gelişimi desteklenir. Yaş ve gelişim düzeyine uygun yapılandırılmış oyun aktiviteleri ile birlikte kazandığı becerilerin günlük yaşama aktarılması sağlanır. Anne ve çocuk arasında sağlıklı bir bağlanma sürecinin tecrübe edilmesi gelişimin normal veya normale yakın sürdürülmesinde önemli olacaktır. Bu sebeple, erken destek programında aile eğitiminin önemli bir yeri vardır.